OTİZM ZİHİN KÖRLÜGÜ MÜDÜR ?

2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” olarak ilan edilmiştir.

Otizm diğerleriyle iletişim kurmayı zorlaştıran ve engelleyen bir beyin (nörogelişimsel) bozukluğudur. Otizmli çocukların beyinlerinin sosyal işlevleri ciddi anlamda eksiktir.

Otizm diğer insanların ne bildiği, ne düşündüğü veya ne hissettiği üzerinde düşünebilme yeteneğindeki bir eksikliktir.

Otistikler diğer insanların ne zaman yalan söylediğini, alay etiğini, dalga geçtiğini veya kandırdığını anlamazlar. Yüz ifadelerini, özellikle duygu belirten ifadeleri okumakta zorlanır, onlar aynı renk körlerine benzer şekilde adeta “zihin körü”dürler.

Kâşifi Leo Kanner tarafından 1943 yılında yapılan tanıma göre otizm, ABD’de her 1000 çocuktan bir veya ikisinde görülen oldukça nadir bir hastalıktı. Günümüzde dünyada her 68 çocuktan birisi otizmli doğmakta ve Otizmin erkek çocuklarındaki yaygınlığı, kızlardan 4 kat fazla görülmektedir.

Türkiye’de otizm kayıtlarına dayalı sağlıklı istatistikler olmamasına karşın, Otizm Türkiye platformunun önceki yıllarda öngördüğü verilere göre, tahmini 550.000 otizmli çocuğun bulunduğu, 0-14 yaş grubunda 150.000 civarı otizmli çocuk olduğu varsayılmaktadır. Otizmli bireylerin ebeveyn ve yakın akraba çevreleri de düşünüldüğünde Türkiye’de tüm illere yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyon civarı insan bulunmaktadır.

Otizm 3 temel problemle teşhis edilir:

Sosyal ilişkilerde zayıflık.

İletişim kurmada sorunlar yaşama veya hiç kuramama.

Tekrarlı ve kısıtlı davranışlar.

Sonradan araştırmacılar otizm farklı türleri de (Atipik Otizm, asperger Sendromu..) olduğunu buldular. Otistik çocukların çoğunda zeka geriliği veya epilepsi gibi başka bozuk beyin fonksiyonları da vardır.

Son yıllarda otizm spektrumundan bozuklukların kayıtlı oranı artış göstermiştir. Bu artışın nedeni; tanıdaki değişikliklerden, bebek anne ya da babadan, hatta bazen her ikisinden şanssız bir gen kombinasyonu almış olmasından, erken doğum, prematüre doğum, çocuk doğurma yaşının artmış olmasından da kaynaklanıyor olabilir.

Otistiklerin sosyal ve iletişim bozuklukları bir yaşından itibaren, hatta bazen daha bile erken fark edilebilir.
Bu yaştaki otistik bebeklerin kendi adlarına tepki vermeleri, diğer insanlara bakmaları ve iletişim kurmak için mimikler kullanmaları da sorunludur.

Birinin elinde tutuğu şeye ortak dikkat etme, bir başkasıyla aynı şeye dikkat vermeye ‘ce-e’ veya gıdıklama gibi basit oyunları anlama konusundaki zaaflari açıkca belli olur (ortak dikkat aynı zamanda sosyal davranışında habercisidir).

Otistik çocuklar da anne-babalarıyla bağ kurarlar, yabancılara olan tutumlarıyla aile bireylerine olan tutumları aynı değildir. Yaşamlarının ikinci yılında çoğu otistik bebek ciddi gelişim sorunları göstermeye başlar; örneğin konuşmaları gecikir veya tekrarlı davranışlarda bulunurlar.

Otizm, tipik olarak 24 aylıkken bir çocuk doktoruna, psikolog veya gelişim uzmanına yapacağınız ziyaretle anlaşılabilir. Otizm Tanı Gözlem ölçeği, 12 aylıktan itibaren uygulanabilse de yorum yapmak için henüz erken olabilir. Bazı çocuklar yavaş gelişir ama sonunda normal olabilirler.

Hayattaki otistiklerle yapılan beyin taramalarında, ortak özelliklerinkinden biri şekli bozuk veya küçük amigdaladır ayrıca bu bölgedeki nöron sayısı daha düşüktür. (Amigdala duygusal tepkilerin oluşması için gereklidir ve başkalarının yüz ifadelerindeki duygular hakkında soru sorulduğunda harekete geçer. Bu otistik çocukların zorlandıkları bir konudur.

Çocuğun beyninin gelişim aşamalarında deneyime ihtiyaç duyar. Beyin normal girdiler geldikçe kendi iç bağlantılarını doğru bir şekilde kurar. Otistik çocukların beyinleri günlük sosyal deneyimleri anlamlı sinyallere dönüştürmeyi başaramaz, bu yüzden de günlük hayattan almaları gereken deneyimleri alamıyor olabilir.

Algısal sorunlar gelişim boyunca ve yetişkinlikte devam eder. Otistikler sıradan seslere ve hatta kendi kıyafetlerindeki hissine duyarlılık gösterir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, Otizmi tetikleyen genelde genetik unsurlar olduğu ve birden fazla genin rol oynadığını göstermektedir.

Otizm tedavisi uzun ve masraflı bir süreçtir, pozitif sonuçlar veren en etkili yöntem erken başlandığında ‘davranış terapisi’ olarak bilinmektedir.

Anne ve babalar, otizmin nedenlerini belirleme ve tedavi yöntemlerini ararken kendilerini suçlamamalıdırlar çünkü hiçbir suçları bulunmamaktadır. Onların otistik çocuklarına yapacakları en büyük katkı, potansiyel sorunları olabildiğince erken (2 yaşından da erken) fark etmek ve müdahale etmektir.

Umarım faydalı olmuştur. Sevgiler.

Kaynak: Welcome to your child’s brain, S.Aamodt-S.Wang

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir