Ölüm kavramını çocuğa nasıl anlatmalıyız?

Çocuklar da yetişkinler gibi anne, baba, kardeş, arkadaş kaybı, boşanma, evlat edinme gibi nedenlerle sevdikleri kişilerle ilişkilerinde kayıplar yaşarlar.

Bebek ve okul yaşında olan çocuk ölüm kavramından farklı anlamlar çıkarır. Bu kavram, bebeklik döneminde belirsizken, 5 yaştan itibaren ölen kişinin geri dönmemek üzere gittiği çocuk tarafından anlaşılmaya başlar. 8 yaş civarındaki çocuk ise ölümün kalıcı bir durum olduğunu anlar.

Çocuk kayba nasıl tepki verir?

Çocuk ağlayıp, üzülmesine rağmen ölen kişiye karşı öfke duyabilir, ölümü inkâr edebilir, kendini suçlayabilir ya da terk edilmiş hissedebilir.

Bazı durumlarda ise çocuk, sevilen birinin kaybını öğrendiğinde hemen tepki vermeyebilir, ilk önce bu bilgiyi algılayabilmesi, sindirmesi gerekir. Kendisini hazır hissettiğinde eğer ebeveynleri de bu kayıptan çok etkilenmişse, anne-babasından sonra güvendiği biri olan öğretmenine ölümle ilgili soru(lar) soracaktır.

Eğer ölen kişi anne-baba gibi çok yakını ise, yas süreci daha uzun sürer. Her yıl gerçeklesen doğum günleri, bayramlar gibi tüm ailenin bir araya geldiği özel günler çocuğun yas sürecindeki kederini, üzüntüsünü tetikler. Bu nedenle bu ve benzeri günlerde çocuğa daha fazla destek olunması gerekir.

Uzun vade de ise korku, kaygı, uyku bozuklukları, içine kapanma, dikkat çekmek için yapılan olumsuz davranışılar, üzüntü, yaşından küçük davranma gibi ikincil tepkiler ortaya çıkabilir.

Yas sürecindeki çocuğa nasıl destek olunmalıdır?

1- Ölüm kavramı, doğru ve somut kelimeler ve benzetmelerle (hayvanlar ve bitkilerle ilgili örnekler) açıklanmalıdır. Örneğin; “ölüm bir uyku halidir.” ya da “ölen kişi seni yukarıdan izliyor.” şeklinde çocuğun korkutucu hayaller üreteceği şekilde açıklamalar yapılmamalıdır.

2- Çocuk dinlenmeli, duygusu ve düşüncesini anlatmasına fırsat verilmelidir.

3- Çocuğa fiziksel ve duygusal olarak kendisinin ve sevdiklerinin güvende olduğu duygusu ve onu terk etmeyecekleri bilgisi verilmelidir.

4- Çocuk talep ediyorsa olup bitenleri kafasında somutlaştırması için cenaze törenine katılmalıdır.

5- Gerçekleşen kayıptan, çocuğun sorumlu olmadığı, bu durumun onun düşündüğü, söylediği ya da yaptığı bir şey nedeniyle olmadığı vurgulanmalıdır.

6- Çocuğun olanlarla ilgili konuşmasına, oyun oynamasına, resim yapmasına yani “kendini” ifade etmesine izin verilmelidir.

7- Evde ve okulda kayıptan önce var olan düzen devam ettirilmelidir.

SONUÇ

Kayıp, çocuğun gelişimini etkileyebilir ve onu daha sonraki kayıplara daha duyarlı hale getirebilir ya da dünyayı anlamlandırmasını yaşıtlarından farklı hale dönüştürebilir.

Bu nedenle çocuğun bu durumuna duyarlı olan, ona sabır ve anlayış gösteren yetişkinlerin, çocuklardaki bu değişikliklerin ileride çocuğun gelişim sürecindeki dengesizliklere dönüşmesini önlemede büyük katkıları olacaktır

Çocuğun kayıpla ilgili duygu ve düşüncesi dinlemeli, anladıktan sonra, duygular onaylanmalı ve güvendesin mesajı verilmelidir.

Kitap Önerisi :

1. BOŞLUK – Anna Llenas – Nesin Yayinevi

2. Çok Kötü Bir Şey Oldu – Margaret M. Holmes – Okuyan Koala Yayınları

3. Hatırlıyorum – Jennifer Moore Mallinos – Redhouse Kidz Yayınları

4. Çok Sevdiğim Bir Yakınımı Kaybettim- Marge Eaton Heegaard– İletişim Yayınları

Umarım faydalı olmuştur. Sevgiler.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir